Ispanyol muzisyen Javier Ruibal.
La Flor De Estambul
Anlami: Istanbul Cicegi.
Muzigi fransiz besteci Eric Satie'ye ait besteyi 'La Flor De Estambul' isimli etkileyici bir parcaya donusturen Ruibal, parcada cok etkilendigi Istanbul'dan ilham alarak Istanbullu bir dansciyi anlatmis.
Video'yu birkac kez gozlerinizi kapatarak dinleyin, cok etkileneceksiniz.
Cited by
http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat/muzik/2010/12/30/istanbul_barlarinda_bir_ispanyol
Enteresan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enteresan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Aralık 2011 Pazar
Allgäu-Orient-Rallye 2012 Yariscilari Pistte Bekleniyor.
Rally denince aklimiza ilk gelen dag, tepe, toprak demeden kilometrelerce giden havali modifiye arabalarin yer aldigi WRC (World Rally Championship) gelir. Halbuki nasil her sakalli dedemiz degilse her rally de WRC degildir.
The Allgäu-Orient-Rally isminde genc ama iddiali bir diger rally sampiyonasi da heyecan arayanlar icin tum enteresanligiyla katilimcilarini bekliyor.
Her yil kurucularinin yasadigi sehir olan Allgäu'da start alip Urdun'un baskenti Amman'da son bulan rally sampiyonasi bu yil politik sebepler dolayisiyla rotayi degistirmis. Final destinasyonu Agri dagi eteklerinden gecerek Azerbaycan Hazar Denizi kiyisinda son bulacak sekilde guncellenen sampiyona bircok baska motor sporlarindan farkli olarak 20 yas ve ustu arabalarla katilimi zorunlu kiliyor. Eger arabaniz 20 yasindan kucukse ve yine de katilmak istiyorsaniz, bu kez araba guncel degerinin 1111.11 euro'dan az olmasi bekleniyor. Dolayisiyla, "Benim guzel havali bir 'Subaru'm var, ben bu yarisa katilirim, moruk arabalarin hepsini de geride birakir kupayi kaparim" anlasiyindaki arkadaslar malesef bu yarisin kiyisindan dahi gecemiyor. Zira, burda amac kulturlerarasi etkilesim ve kaynasma esliginde keyifli anlar yasamak ve sosyallesmek.
Sampiyona odulu de tahmin edilenin aksine 'para odulu' degil, size ait olacak fakat Amman'da konaklamasi icap eden. istenilen muhtelif zamanlarda ziyaret edilmesi mumkun olan sevimli bir deve.
Amaci diger motor sporlarindan farkli olarak en kisa zamanda belirtilen mesafeyi almak degil, ayni zamanda her sehir icin de belirlenmis gorevleri tamamlamak olan yarismada bir de bu gorevlerin tamamlandigina dair juriye kanit goturmek gerekiyor.
Icinde Ankara'da kale'ye gidip gozleme yemek ve gozleme tarifi almak vs gibi gorevleri barindiran sampiyona bu esnada da pilotlari halkla iletisim kurup sosyallesme yoluna itiyor.
Kisi katilim bedeli 111.11 euro.
Bu arada elbette navigasyon kullanimi yarisma esnasinda kabul edilebilir bir davranis degil.
Etik olmak acisindan navigasyon kullanimi hos karsilanmiyor.
Sahsen ben bayildim bu sampiyonaya.
Zira dunyada da ciddi bayilmalar meydana gelmis ki, kendileri WFP, BMW, United Nations, The Royal Automobile Museum gibi sponsorlar tarafindan destekleniyorlar.
Kutlariz kendilerini.
Dileriz ki biz de bir gun o deve icin yarisir, Amman'dan ara ara ziyaret etmek amacli, elimizde deve mamasiyla doneriz.
Cited by
http://www.allgaeu-orient.de/index.php?lan=en
16 Kasım 2011 Çarşamba
Turkiye ve Basina Gelen Bitmek Bilmez Felaketler
Nedense ulkemizin basina gelen felaket senaryolari bir turlu sonlanamaz yillardir.
Normal ulkelerin sorunlari genellikle degiskendir. Bir kez karsilasilan sorun cogunlukla tekrar cikmaz karsilarina.
Neden?
Cok sansli olduklari icin mi?
Kesinlikle hayir.
Aksine, sansa birakmayacak kadar akilli olduklari icin.
Hafizali olduklari ve yapilmasi gerekeni kurallariyla uyguladiklari icin.
Hepimizde vardir isi son dakikaya birakma durtusu.
'Genetik kod’umuzun da etkisiyle cogu zaman da basarili oluruz.
Ve ustelik ovunuruz de bununla.
Pratik zeka, aninda cozum bulabilir olma elbette guzel artilar.
Ama, yalnizca oncesinde sistematik bir gidisat ile desteklendiyse.
Son dakika basarisina verilebilecek en iyi ornek; Turk Milli Takimimizin 2008 Avrupa Sampiyonasinda maci penaltilara goturen son dakika Hirvatistan goluydu.
Son dakika basarilarimiza bakarak futbolda Almanya’dan daha iyiyiz diyebilir miyiz?
Muhtemelen hayir.
Futbol hastasi bir arkadasimdan edindigim bilgiye gore Alman Milli Takimi bizdeki genetik enteresanligi ve bunun artilarini farketmis olacak ki, ilk 11’e Alman vatandasi Turkleri de dahil etmis.
Peki Almanya 'sistematik' + 'genetik' enteresanlik kombinasyonu ile dunyayi kendine ‘waaoow’ dedirtir mi?
Evet.
Mutemadiyen krizle yasayan bir ulkeyiz.
Birkac yilda bir deprem felaketleri ile sarsiliriz.
Her bayram ‘trafik kazasi bilancolari’ ile afallariz.
Yillardir sona ermeyen bir terror girdabinda nefes almaya cabalariz.
Sel felaketi son derece yogun bir sekilde vurur guney ve kuzey sehirlerimizi.
Ulke kanser istatikleri son derece yuksek olmasina ragmen ‘Atin olumu arpadan olsun’ atasozu sigaraya dair en yaygin kullanilan cumlemizdir.
Bu derece ahenkli bir felaket gidisati hicbir ulkede yoktur tahminimce.
Son derece duzenlidir bizim felaket takvimimiz. Her yil olmasa bile birkac yilda bir kendini tekrar eder.
Hafizamiz olmadigini bilir, kendini hatirlatir.
Ufak tefek onlemler aliriz elbette ama ahenge zarar vermemek adina kokten cozum bulmayiz, bulamayiz tamamina.
Neden?
Cunku, Alman degiliz biz, son dakikaci Turkleriz…
14 Ekim 2011 Cuma
Basarili Bir Ar-Ge Ornegi - Renk Koruyucu Mendil
Ar-Ge diyoruz,
Yaratici fikir diyoruz,
Hayatimizdaki basit ama onemli bir eksigi yakalamak diyoruz.
Birisi bu onemli eksiklerden birini bulmus.
Yani ben boyle bir anda cumle icinde kuruyorum bulmus falan diye ama elbette bu bulma islemi epey ugrastirmistir.
Neyse, sonucta bu urun su an basarili mi? Piyasada mi? Evet.
O zaman bize de bu fikri bulan kisiyi tebrik etmek kaliyor.
Tebrikler Dr. Beckman.
Urunun ne oldugunu aciklayayim.
Ismi; Dr. Beckman Renk Koruyucu Mendil.
Bir minik kumas parcasi.
Ozelligi; makinaya atilan camasirlarin suya biraktiklari renkleri toplayarak birbirlerini boyamalarini engellemek.
Cok basit ama cok basarili.
Begendim.
'Law of Diminishing Marginal Utility' ilkesinin Rejim Uzerindeki Inanilmaz Etkisi
Hani derler ya, teoriyi mutlaka pratikle kombine etmek gereklidir.
Ben dun cok sene once almis oldugum Econ 101 dersini bizzat pratik olarak yasadim.
Bir suredir devam etmekte olan yaz sonu kis basi rejimim dun aksam itibariyle kendini feshetti.
Birgun once, oncelikle midede baslayan ve sonrasinda bircok organa sicrayan isyan dun aksam saatlerinde bunyem tarafindan bastirilamadi, destek ekiple olaya mudahale edilinmek durumunda kalindi.
Isyana ilk mudahale icin gerekli kosul saglanmak uzere 'Happily Ever After' aranarak ellerinde aksamin o saatinde 'Cup Cake' kalip kalmadigi ogrenildi. Kosarak arabaya atlanilip 'Cup Cake'ler derhal bunyeye sizdirilmaya baslandi.
Bu esnada ne mi oldu?
'Law of Diminishing Marginal Utility' ilkesinin bunyede bizzat yasandigi tespit edildi.
Inanilmaz lezzetli gelen ilk 'Cup Cake'ten sonra salgilanan endorfin miktarinda, ve dolayisiyla yukselen mutluluk oraninda an be an ciddi bir dusus gerceklesti.
Ve hatta 6 adet cesitli renklerde alinmis olan 'Cup Cake'lerden neredeyse yarisi bunyeye indirilemeden kendini buzdolabinda buldu.
Mezuniyet yilinin uzerinden asagi yukari 5 yil gecmis olan ben dun teori ve pratigi bizzat bir kez daha kombine etmis oldum.
Sonuc ne mi oldu?
Zarar; 3 'Cup Cake & 1 paket Cips & 1 sise Kola
Isyanci mide tarafindan maruz birakilacak isyan tazminati; Bugun yalnizca 1 kase yulafli sut ve biraz meyve disinda aci, tatli, eksi, tuzlu her turlu yiyecekten bunye mahrum birakilmak suretiyle cezalandirildi.
Ferrero'nun Manisa Cikarmasi
Hatta yatirima istinaden Manisa Organize Sanayi Bolgesi'de simdiden yer alarak olayi baslatmak uzere dugmeye basmis.
Bu da demek oluyor ki ulkemiz bundan boyle dunya barisi ve mutlulugu icin son derece kritik bir onem tasiyan Endorfin salgilama maddesi 'Nutella' ve onun kardesi 'Kinder' i bunyesinde uretiyor olacak.
Ne buyuk mutluluk dusunsenize.
Bay J'nin yillardir suregelen mutluluk projesine rakip bir parlak proje olarak kabul edilebilir Ferrero'nun Manisa girisimi.
Malumunuz, Bay J yillardir hep sehir sularina anti-depresan karistirarak ulke ici mutsuzlugun cozulebilecegini savundu. Lakin bir yetkili de gelip de gel bakalim Bay J, senin bu projeni hayata gecirip guzel ulkemizin guzel insanlarini guler yuzlu birer vatandasa donusturmenin vakti geldi, bizimle calis, bu sorunun ustesinden gelelim demedi. Dolayisiyla, ne oldu? Halkimiz suregelen globallesen dunyanin stresli ortami dolayisiyla bunalimdan cikamadi.
Bunun uzerine super kahraman ozellikleri tasiyan Mr.SuperNutellaMan konuyu ele alarak ulkemizi buhrandan kurtarmaya karar verdi. Ve Manisa'ya Nutella Fabrikasi kurma girisimini baslatti.
Biz erdik Nutellamiza, dunyanin geri kalani ciksin kerevetine.
Cited by
http://ekonomi.milliyet.com.tr/-cikolata-devi-ferrero-manisa-da-yatirim-yapacak/ekonomi/ekonomidetay/13.10.2011/1450402/default.htm
http://www.sondakika.com/haber-cikolata-devi-ferrero-manisa-da-fabrika-kuracak-3056656/'
3 Ekim 2011 Pazartesi
Ayin Bir'inde Ayin 1'i Kilisesi
Tarih : 01.10.2011
Yer : Ayin 1'i Kilisesi
Amac : Dilek Tutmaktan Ote, Ortami Kesfedip Blogda Yazacak Ayrintilari Tespit Etmek
Ekip : 1 Blogger, 3 Eski Denetci Yeni Danisman
Hep duyardim Ayin 1'i Kilisesi var, gidip anahtar aliyosun, dilek diliyosun falan seklinde, gittim gordum inceledim, sizler icin yaziyorum.
'Ayin 1'i Kilisesi' nami diger 'Vefa Kilisesi' ya da 'Meryem Ana Ayazmasi'.
Dilek dileme ritueli sirasiyla;
- 1'er liradan kac dilek dilenecekse o sayida anahtar almak.
- O sayida mum almak
- Dilek dileyip mumlari yakmak
- Anahtarlari duvardaki ikonalara surmek, bu esnada dua ederek dileginizi tekrar etmek,
- Alt kattaki ayazma suyundan evinizi & yakinlarinizi korumasi vs icin serpmek ya da icmek amacli satilan kucuk siselere doldurmak
- Papazin yanina gidip dileginizi soylemek ve dua okumasini beklemek
seklinde gerceklesmektedir.
Kilise son derece sade, huzurlu bir yapidan olusuyor. Kucuk bir avludan gecilerek girilen kilisenin 1730-1740 yillarinda yapilmis oldugu tahmin ediliyor. Burasi Arnavut asilli bir Ortodoksun bahcesiymis. Ailenin Maria adindaki kizi bir gece ruyasinda Meryem Ana'yi gorur, Meryem Ana Maria'ya orda bir ayazma bulundugunu ve oraya bir kilise yapilmasini istedigini belirtir. Aile kendi imkanlariyla soz konusu kiliseyi insa edip Hz.Meryem'e ithaf eder.
Acikcasi ben bu rituelden cok etkilenmedim. Otomatiklesmis bir sistem olusturulmus. Ortamin nasil oldugunu merak ediyorsaniz genci, yaslisi, kadini, erkegi, her dinden bircok insani panik icinde birbirini iterek siraya girmeye ve bir an once dilegini dilemeye calisirken canlandirin gozunuzde.
Heyecanla anahtarlari oraya buraya surenler, aglamakli sekilde tanriya yakaran teyzeler, bebekli cocuklu anneler, cogunlugu yanindaki kadina eslik etmek amacli gelmis erkekler, turist edasiyla bu insanlari izleyen turistik geziciler vs.
Dilek dilemek, dua etmek boyle panik halinde bir karmasada yapilacak seyler degil dusuncesindeyim. Huzurlu ve konsantre olunmasi gereken bir anin boylesine bir kalabalik ve ilerleme mucadelesi icerisinde gerceklesmesi beni biraz hayal kirikligina ugratti.
Hatta bir an once kacmak istedim ortamdan.
Bir ara herkes anahtarlarini ikonalarda kutsallastirma mucadelesi icerisinde debelenirken gorevli oldugunu tahmin ettigim bir kisi gelerek "Arkadaslar, anahtarlari bu sekilde duvarlara surmek seklinde bir inanis yok, yapmayin, ayazma suyuna inip o sudan alin, sonra papaza gidip dileginizi dileyin" seklinde birkac sey soyledi. Tahmin ediyorum zamaninda bir deli kuyuya bir tas atmis, zaman gectikce de biz de dahil diger deliler tas atmaya devam ettikce hicbir akilli boyle bir sey yok aslinda diyip bu tasi cikartmaya cesaret edememis.
Enteresan bir milletiz.
Ortami gorunce aklima Necla Nazir ve Tarik Akan'in basrolleri paylastigi 'Delisin' filmi geldi. Orda da alakasiz bir sekilde semsiyenin mucizeleri oldugu dusunulup halkin dilek semsiyesiyle bulusmasini anlatan bir olaylar dizisi gerceklesiyordu.
Hevesinizi kacirmak istemem.
Bence bina, ikonalar ve ortam itibariyle gorulmesi gereken bir kilise.
Ama daha fazlasi degil.
Ama filmdeki semsiyenin kerametine inaniyorsaniz o baska tabi.
O zaman mutlaka gitmeli, anahtarlardan bir suru almali, kutsal suyu kana kana icmeli, tum ritueli gerceklestirdikten sonra semsiye filmini dileginiz gerceklesene kadar hergun izlemeli, gerceklesmezse kendinizi en yakin semsiye dukkanina kilitlemelisiniz.
Unutmadan altini cizeyim. Ayin biri kilisesine birinden onceki gece yarisi sonrasinda da gidilebiliyormus dediklerine gore.
Hatta daha sakin ve guzel oluyormus ama yer Unkapani. Gitmeden o ortamin gece nasil bir guvenlik ihtiva edecegini iyi dusunmek gerekebilir.
Gitmeye karar verenlerin tum dileklerinin kabul olmasini diliyorum.
Bir de dilekler gerceklessin diye mutemadiyen cizilen o duvarlar ne kadar zamanda bir boyaniyor onu merak ediyorum. :)
Cited by:
http://vefa.erolkara.net/ayazma.htm
Bir de dilekler gerceklessin diye mutemadiyen cizilen o duvarlar ne kadar zamanda bir boyaniyor onu merak ediyorum. :)
Cited by:
http://vefa.erolkara.net/ayazma.htm
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Olume Yaklasmaktayken Soylenen Trajikomik Son Sozler
Trajikomik kelimesinin ifade ettigi duruma en onemli ornekler, trajik oldugu kadar komikligi de bunyesinde barindirmasi acisindan tarihimizi etkilemis olan kisilerin son sozleridir.
Bu son sozlere gulmek ne kadar etik, emin olamasam da paylasmadan da edemeyecegim.
Gunluk hayatta espri maiyetinde oldukca fazla kullandigimiz "Beni bir sen anladin sen de yanlis anladin" cumlesi aslinda unlu filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in en iyi ogrencilerinden birine soylemis oldugu son sozleriymis.
Voltaire'in son sozleri ise ondan son kez gunah cikarmasini, seytani lanetlemesini isteyen rahibe donup "Yeni dusmanlar edinmeye zaman yok" seklinde olmus.
Amerikan ic savasinin buyuk generali General John Sedgwick'in askerlerini yureklendirmek icin "Bu mesafeden o fil vurulmaz" cumlesini kurmasindan iki dakika sonra o ifade ettigi mesafeden sol gozunden vurularak vefat etmesi de dunya ironi ornekleri arasinda en baslarda yer almasini saglamistir.
1900 yilinda vefat etmis olan Oscar Wilde olum doseginde tam karsisinda duran duvar kagidini kastederek "Ya o duvar kagidi gidicek ya da ben" diyerek felsefik bir yaklasimla olume yaklasmistir.
Prusya kralicesi Louise'in son sozleri ise daha dramatik bir cumleyle gelmis, kralice olume yaklasirken "Ben bir kraliceyim ama kollarimi hareket ettirebilecek gucum yok" demistir.
Bu huzunlu yaziyi burada noktalarken hepimize olumsuzluk diliyorum...
2 Temmuz 2011 Cumartesi
Fat Princess
'Fat Princess' diye bir oyun varmis. Oyun oynayabilme yetisine sahip olsaydim kesin en sevdigim oyun olurdu.
Edindigim bilgiler isinginda soyleyebilirim ki bu oyunda iyi ya da kotu nitelikli bir taraf yok. Birbirlerinin prenseslerini kacirmis olan iki taraf var. Iki taraf da karsi tarafin prensesini elinde tutarak diger tarafin prensesini kacirmaya calisiyor. Amac asil prensesi kurtarirken de elindekini kaptirmamak.
Ama asil en guzel nokta burda basliyor. Ellerindeki prensesin kacirilmasini engellemek icin de olabildigince sismanlatmaya calisiyorlar zavalliyi. Oyunun ismi de burdan geliyor zira: Fat Princess.
Prensesler ormandan getirilen keklere bagimli. bu tur bagimlilik da tahmin edilecegi uzere obezite ile sonuclaniyor. Baslangicta asil bir sekilde "Cake please" seklinde ricada bulunan prensesler kilo ilerledikce "Feed me" diye bagiriyor. Demek ki neymis, kek dahil hicbir seye koru korune baglanmayacakmisiz :)
Oyunla ilgili bir diger super nokta da atilan buyu siselerinin etraftaki herkesi tavuga donusturmesi. Savasan adamlar bi anda aniden gidaklamaya basliyor.
Eksi sozlukteki yorumlardan bir tanesi oyunun ismini " şişko prenses, dombili kraliyet üyesi, patates k ılıklı. " seklinde cevirmis, bayildim.
( Ref: http://www.eksisozluk.com/ )
Bu arada celebrity'lerin de Fat Princess fontunda goruntulerini yapmislar. Ozellikle Victoria Beckham inanilmaz olmus.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























